Yaklaşık olarak yılda 8 milyon ziyaretçi gelir. 210 000 metrekare yüzey alanında bulunmaktadır. Müze ilk olarak 12ci yüzyılda kale olarak inşa edilse de 16ci yüzyıldan itibaren saray olarak kullanılmıştır. Daha sonra da müzeye çevrilmiştir.

Louvre ‘da Mona Lisa, Venus de Milo gibi dünyaca ünlü eserler sergilendiğinden çok ünlüdür. Bunun yani sıra her sene müzede farklı sergiler, fuarlar ve etkinlikler düzenlenmektedir. 2007 yılında da düzenlenen fotoğraf fuarında Türk fotoğrafçılara ev sahipliği yapmış olup, İstanbul fotoğrafları sergilenmişti. Müzede Yakındoğu antik eserleri, İslam sanatları, eski Mısır antik eserleri, eski Yunan ve Roma antik eserleri, heykeller, çizimler, bunun yanında Afrika, Asya, Okyanusya ve Amerika gibi farklı kültürlerin antik eserleri bulunmaktadır.  Louvre müzesi 2 kat zemin ustu ve 2 kat zemin olmak üzere zemin katla birlikte 5 kattan oluşur. Müzenin avlu kısmında ise Fransa eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın öncülüğünde 1988 yılında açılısı gerçeklesen 21 metre uzunluğunda metal ve camdan bir Louvre Piramidi yaptırılmıştır.

Aynı zamanda Louvre müzesinin içinde Louvre cam piramidi ile ayni mantıkla yapılan ters piramit bulunmaktadır. Louvre piramidi de Louvre müzesinin en çok beğeni ve ziyaretçi toplayan eserlerin içerisinde yer almaktadır.

Louvre müzesinden sonra rotamız Orsay müzesine devam ediyor. Orsay müzesi Seine nehri üzerinde bulunur. Orsay müze olmadan önce burası eskiden bir tren garı olarak kullanılıyordu. Gar teknik sorunlar nedeniyle kapatılacakken 1986 yılından itibaren müzeye dönüştürülmüştür.
Müze içerisinde Manet, Monet, Van Gogh, Gauguin gibi birçok unlu ressamın
resimlerini bulmak mümkündür. Müze bulundurduğu tablolar vesilesiyle
empresyonist akiminin en iyi temsillerindendir. Empresyonist akiminin yani sıra tablolarda çağdaş Paris yaseminin sergilendiği tablolar da mevcuttur. Cehennem kapıları,
kirik burunlu adam gibi dünyaca unlu heykel ve büstleri ile tanından Fransız sanatçı Rodin’in eserlerini de Orsay müzesinde görmek mümkündür. Müzenin ilk katında galerideki eserleri bulunur. Orta ve Üst katta ise, Louvre müzesinde olduğu gibi yıl boyunca çeşitli sergilere ev sahipliği yapmaktadır.

Paris neden Işık Şehri olarak adlandırılıyor?

Paris, Işıklar Şehri (Paris Ville Lumière) olarak bilinir. Bu güzel şehri Işık Şehri olarak adlandırmanın birkaç nedeni var.

İlk inanç 17. yüzyıldan geliyor. O zaman, XIV.Louis iktidardaydı. Bakanı Jean-Baptiste Colbert ile, elbette şehri rahatsız eden suçu çözmeye çalışıyorlar. Daha sonra 1667’de Gilbert Nicolas de la Reynie polisi komutanı atadılar. Bu ustaca şef daha az katılımlı köşeleri vurgulamaya karar verdi. Holiganların karanlık sokaklarda saklanmasını önlemek için, çoğu eksene fenerler ve meşaleler taktı ve sakinlerden pencerelerini mum ve kandil ile aydınlatmasını istedi. Ziyaretçilerin dikkatini çeken bir ilk.

İkinci inanç 19. yüzyıldan gelir. 1820’de gaz aydınlatmasının yaratıcısı Philippe Lebon, kentsel aydınlatmanın kayda değer gelişiminden sorumluydu. Başlangıçta, anıtlar ve kapalı pasajlar şehrin her yerine hızla yayılma ayrıcalığına sahiptir. Kırk yıl sonra, yaklaşık 56.000 elektrik direği Paris’i giydirdi ve bu yüzden … Işık Şehri!

Bugün size Paris’teki en güzel ve en parlak anıtları ve bölgeleri göstermek istiyoruz.